Marx's theory of alienation, as expressed in the writings of the young Karl Marx (in particular the Manuscripts of 1844), refers to the separation of things that naturally belong together, or to put antagonism between things that are properly in harmony. In the concept's most important use, it refers to the social alienation of people from aspects of their "human nature" (Gattungswesen, usually translated as 'species-essence' or 'species-being').

PropertyValue
dbpprop:abstract
  • Marx's theory of alienation, as expressed in the writings of the young Karl Marx (in particular the Manuscripts of 1844), refers to the separation of things that naturally belong together, or to put antagonism between things that are properly in harmony. In the concept's most important use, it refers to the social alienation of people from aspects of their "human nature" (Gattungswesen, usually translated as 'species-essence' or 'species-being'). He believed that alienation is a systematic result of capitalism. Marx's theory relies on Feuerbach's The Essence of Christianity (1841), which argues that the idea of God has alienated the characteristics of the human being. Stirner would take the analysis further in The Ego and Its Own (1844), declaring that even 'humanity' is an alienating ideal for the individual, to which Marx and Engels responded in The German Ideology (1845).
  • Die entfremdete Arbeit (auch entäußerte Arbeit) ist ein von Karl Marx geprägtes Konzept der Entfremdung im Kapitalismus. In einem weiteren Sinn stellt Arbeit für Marx eine zentrale Kategorie dar, um Entfremdung in unterschiedlichsten Gesellschaftsformationen zu begreifen.
  • Vervreemding is een proces waarbij de mensen zich niet meer eigen voelen met de maatschappij. Volgens Karl Marx is vervreemding een kenmerkend symptoom van het kapitalisme. Deze theorie baseerde hij op het denken van Feuerbach en Hegel. Volgens Marx stamt de vervreemding uit het verschil tussen de arbeiders en de kapitalisten binnen de kapitalistische productiewijze en was het niet antropologisch zoals Hegel stelde, maar historisch. Hegel ziet de arbeider slechts als een product en niet meer als een mens; als schakel in het productieproces waarbij hij zelf geen inspraak heeft. De vervreemding kan op verschillende gebieden plaatsvinden. De arbeider heeft geen controle over het productieproces, maar wordt gecontroleerd door de kapitalist. De arbeider kan alleen maar zijn arbeidskracht aanbieden op de markt. Doordat de arbeider slechts een middel is en geen controle heeft over het arbeidsproces gaat een groot deel van de meerwaarde naar de kapitalist en heeft hij ook geen inspraak op de productie. Hierdoor is het arbeidsproces een sleur en verliest hij de arbeidsvreugde. Ook is hij vervreemd van de maatschappij in het geheel. Vroeger draaide alles meer rond sociale relaties, maar nu is louter het financieel aspect belangrijk. De creatieve bezigheid in het arbeiden gaat eveneens verloren. De arbeider moet zich schikken naar de wil van de kapitalist.
  • Yabancılaşma kavramı, Marx'in teorisinin özellikle başlangıç evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir. Marx'ın erken yazılarında bu önceliği ve yabancılaşma kavramının çeşitli açılımlarını görmek mümkündür. 1844 Elyazmaları ve Alman İdeolojisi bu noktada anılmaya değer. Marx'ın kullandıgı anlamda, bir eylem (veya içinde bulunulan bir durum) aracılıgıyla, bir kişi, grup, kurum veya toplum, * (1)kendi özgün etkinliginin sonuçlanna ya da ürünlerine (yahut etkinligin kendisine), ve/veya * (2) içinde yaşadıgı dogaya ve/veya * (3) diger insanlara ve -buna ek olarak (1) ile (3) arasında belirtilenIere ve bu belirtilenler yoluyla- aynı zamanda * (4) kendi kendisine (kendi özgün tarihsel olarak oluşturulmuş insani kapasitelerine) yabancı duruma gelir (veya böyle bir durumda kalır). Marx'ın çalışmalarında, doğadan kopuş anlamındaki yabancılaşmaya baktığımızda insanın doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaştığını görürüz. Bu insan oluşu açıklayan niteliğiyle olumlu karşılanan yabancılaşmadır, zorunlu bir süreç olarak anlaşılır. İkinci yabancılaşma ise, bizzat kapitalist pazarın ve kapitalist toplumsal sistemin yarattığı yabancılaşmadır. Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır. Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir. Anlaşılacağı gibi, yabancılaşma teorisinin Marx'ın İnsanın doğası anlayışıyla yakından ilişkisi vardır. Marx'ın çalışmalarının sonraki dönemlerinde (örnegin Kapital'e gelindiginde) bu kavramı kullanmadığı görülür, ancak bununla birlikte bu kavramın içerdigi perspektifi bir şekilde devam ettirdigi söylenebilir. Meta fetişizmi nosyonunun bir anlamda insanın kendi doğasına yabancılaşmasının maddi temelini ya da yapısını açıklamaya çalıştığını söylemek yanlış olmaz. Kendine yabancılaşma ise (öz benliginin) kendisinden (kendi özgün etkinligi aracılıgıyla) yabancılaşmasıdır. Ve kendine yabancılaşma, yabancılaşma biçimlerinden biri degil, fakat yabancılaşmanın esas özü ve temel yapısıdır. Diger yandan kendine yabancılaşma sadece (betimleyici) bir kavram degildir; aynı zamanda dünyanın devrimci biçimde degiştirilmesi (yabancılaşmanın ortadan kaldınlması) için bir başvuru, bir çagndır. Günümüzde Marksizmin merkezi kavramları arasında sayılan ve hem Marksistler, hem de Marksist olmayanlar tarafından uygun bir biçimde kullanılan yabancılaşma kavramı, felsefe sözlüklerine ancak 20. yüzyılın ikinci yansında girmiştir. Bununla birlikte, önemli bir felsefi terim olarak kabul edilmesinden önce de, kavram, felsefe alanının dışında, yaygın olarak kullanılmıştı: gündelik yaşamda, eski arkadaşlardan veya yakınlardan uzakta kalmak anlamında; ekonomide ve hukukta mülkiyetin bir kişiden digerine geçmesini (satın alma ve satmayı, çalmayı, hediye etmeyi) ifade eden bir terim olarak; tıpta ve psikiyatride normallikten bir sapmayı, ruhsal saglıksızlıgı ifade eden bir ad olarak. Ve Marx tarafından, felsefe ötesine ilişkin (devrimci) bir "kavram" olarak geliştirilmesinden önce de Hegel ve Feuerbach tarafından felsefi bir kavram olarak geliştirilmişti. Buna karşılık, yabancılaşmayı işleyişi bakımından Hegel'in bazı öncüleri vardı. Bunlardan bazıları terimi Hegelci (veya Marxçı) anlamına herhangi bir biçimde yakınlaşmadan kullanmışlarken bazıları da terimi kullanmaksızın ifade ettigi fikri öncelemişlerdir ve bazı durumlarda ise fikir ile terim arasında bir tür buluşma varolmuştu.
  • 青年馬克思作品中論及的異化(德文:Entfremdung)論,是指原本自然互屬或和諧的兩物彼此分離,甚至互相對立。異化一詞最重要的用法是表示人與其「類本質」(Gattungswesen)的異化。馬克思主張異化是資本主義的結果,他的立論基於路德維希·安德列斯·費爾巴哈在《基督教的本質》(1841)中提出的理論,費爾巴哈在此書中力證「上帝」觀念是人類特徵的異化;斯蒂納則進一步主張「人性」觀念是個人的異化;馬克思與恩格斯在《德意志意識形態》(1845)中反駁了他的觀點。
dbpprop:hasPhotoCollection
dbpprop:quoteProperty
  • "I am not interested in dry economic socialism. We are fighting against misery, but we are also fighting against alienation. One of the fundamental objectives of Marxism is to remove interest, the factor of individual interest, and gain, from people’s psychological motivations. Marx was preoccupied both with economic factors and with their repercussions on the spirit. If communism isn’t interested in this too, it may be a method of distributing goods, but it will never be a revolutionary way of life."
  • dbpedia:Che_Guevara
dbpprop:reference
dbpprop:wikiPageUsesTemplate
rdfs:comment
  • Marx's theory of alienation, as expressed in the writings of the young Karl Marx (in particular the Manuscripts of 1844), refers to the separation of things that naturally belong together, or to put antagonism between things that are properly in harmony. In the concept's most important use, it refers to the social alienation of people from aspects of their "human nature" (Gattungswesen, usually translated as 'species-essence' or 'species-being').
  • Die entfremdete Arbeit (auch entäußerte Arbeit) ist ein von Karl Marx geprägtes Konzept der Entfremdung im Kapitalismus. In einem weiteren Sinn stellt Arbeit für Marx eine zentrale Kategorie dar, um Entfremdung in unterschiedlichsten Gesellschaftsformationen zu begreifen.
  • Vervreemding is een proces waarbij de mensen zich niet meer eigen voelen met de maatschappij. Volgens Karl Marx is vervreemding een kenmerkend symptoom van het kapitalisme. Deze theorie baseerde hij op het denken van Feuerbach en Hegel. Volgens Marx stamt de vervreemding uit het verschil tussen de arbeiders en de kapitalisten binnen de kapitalistische productiewijze en was het niet antropologisch zoals Hegel stelde, maar historisch.
  • Yabancılaşma kavramı, Marx'in teorisinin özellikle başlangıç evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir. Marx'ın erken yazılarında bu önceliği ve yabancılaşma kavramının çeşitli açılımlarını görmek mümkündür. 1844 Elyazmaları ve Alman İdeolojisi bu noktada anılmaya değer.
rdfs:label
  • Marx's theory of alienation
  • Entfremdete Arbeit
  • Vervreemding
  • Marx'ın yabancılaşma teorisi
  • 異化
owl:sameAs
skos:subject
foaf:page
is dbpprop:disambiguates of
is dbpprop:notableIdeas of
is dbpprop:redirect of